Benim İçin OSR
OSR (Old School Renaissance veya Eski Usûlün Rönesansı) sahnesine maruz kalışım sanırım 2024'ün sonlarından başladı. Bu dönemde The Black Hack 2e, Cairn 2e, Shadowdark ve OSE gibi sistemleri okuyup bazılarını arkadaşlarımla oynamaya çalıştık (Black Hack) bazılarında da gerçekten oynayabildik (Shadowdark).
Kelsey Dionne'un Shadowdark'ı, dostum Erce ile başka sistemlere de akan Detemir - Kraghrimm maceralarının da başlangıcı oldu. O sıralar sistem seçiminin oyuncu profiline göre yapılmasının gerektiğini yavaştan anlamaya başlamıştım. Özellikle hem oyuncu olduğum hem de DM olmaya çalıştığım D&D 5e masalarında daha karakter oluştururken yaşadığım(ız) hantallık bana biraz ters geliyordu, en azından bilinçaltı seviyesinde. Burada neden bir masa etrafına toplanıp zar atıp rollere büründüğümüz oyunları oynadığımıza dair belki bir alt başlık atılabilir, ama şu an değil.
Shadowdark'ın görece hafif kurallara sahip olması, bir büyünün yarım sayfalık paragrafa sahip olmaması, özellikle karanlığın önemi ve yine görece ölümcüllük benim OSR'a bakış açımı etkilemişti. Sistem tabii ki mükemmel değildi; bir baş büyücünün sadece seviyesi yüksek olmasından dolayı yüksek bir can puanına sahip olması ve silahların/zırhların fiyat ayarlarının bana göre mantıklı yapılmaması beni hem "bu oyununu nasıl değiştirebilirim" düşüncesine itti hem de farklı sistemlere yelken açmama sebep oldu. Belirli bir süre MÖRK BORG'u arkadaşlarımla oynamak için Türkçeleştirmeye çalıştığım sıralarda Erce ile maceralarımıza Gavin Norman'ın OSE/Dolmenwood'uyla devam ettik.
Bu özgeçmişimsi girişten sonra; benim için OSR kavramı ne ifade etmektedir?
Okuduğum ve oynadığım OSR oyunlarında (ve OSR kapsamında podcastler, videolar, blog sayfaları dahil olmak üzere) temalar az bir madde listesi ile özetlenebilir:
- Hakemin hükmü (veya masanın ortak kararı) kurallardan üstün gelir.
- Her eylem için zar atılmaz. Oyuncu karakterleri halihazırda belirli yetkinliklere sahiptir.
- Dünya oyuncu karakterlerine göre şekil almaz. Potansiyel düşmanlarla karşılaşmalar seviye dengesine göre değildir.
- Oyuncu karakterinin becerisinden daha çok oyuncunun kendi becerisi ön plandadır.
Bu listeyi genişletmeye başladığımız zaman "Hangi OSR?" sorusunun sorulmasına da yaklaşmış olmaktayız. Örneğin bazıları sadece 70'lerin ve 80'lerin D&D retro-klonlarını OSR kabul ederken diğerleri için üstteki listeye uyan oyunlar gayet tabii bir şekilde OSR'dır. Ancak 80'lerin başlarında B/X veya AD&D oynamış çoğu kişiyi dinlediğinizde şöyle bir doku ortaya çıkmakta: "Ya, kurallar vardı da kuralları biz pek takmıyorduk.". Matt Finch'in konu hakkında güzel bir şakayla karışık cümlesi vardır: "Oyunda kurallar olduğunu 3. edisyon ile öğrendim."
Bu bahsettiğim doku aslında o dönem bu oyunları oynayan insanların genel yaş kitlesini de yansıtmaktadır. Çocukken oynadığımız oyunlardan aldığımız zevk bir kural dağından değil de, hafif bir kural çerçevesi sunan oyunları kendi çocuk ruhumuzla dolduruyor oluşumuzdan gelmekteydi (Saklambaça ne kadar fazla kural ekleyebilirsin ki?).
OSR aslında benim için bu; çocuk ruhuna dönüş. En azından bu ruha tutunuş çabalarımdan biri. 80'lerin D&D sistemleri nasıldı değil de nasıl oynanıyordu sorusunun cevabına belki ulaşabildiğimiz modern bir yeniden canlanış.